ROMA DÖRT SAATTE NASIL GEZİLİR REHBERİ

        Bu sene İtalya ya sevgili yeni genel müdürüm(!) Beyhan ile fuara gittik. Hazır İtalya’ya gelmişken kendimize bir gün ayırıp Roma’yı da görelim dedik. Kısa bir hesap kitap dan sonra dört saatlik mini bir Roma gezisi için yola koyulduk…..Dört saat deyip geçmeyin. Biz o dört saatte turistik şehir haritasında yazan mutlaka görülmesi gereken on iki  yerden tam yedi tanesini görmüş gurur ve yorgunlukla dönüş trenindeki yerimizi almıştık.

   

     Aslında ben bu meşhur âşıklar çeşmesini bir meydanda bulunan bildiğimiz yuvarlak bir havuz sanıyordum. Ara bir sokaktan geçip de karşımda bu yapıyı görünce ne diyeyim bilgisizliğimden ve cahilliğimden utandım. Ama hiç bir şey için geç kalınmış sayılmaz yerinde ve bizzat kendisini görerek öğrendiğim bu bilgiyi de sizlerle paylaşmak istedim. Ve tabi geleneği bozmayarak yeniden Roma ya gelme umudu ile bozuk paramı havuza atıverdim.

 

 

 

   

Vıttorıo Emanuele nin bir sürü sarayı varmış Roma’da. Biz de bu saraylarından birinin önündeyiz.

 

      Şehrin tamamı arkeolojik kazı alanı sanki. Bizde Efes Harabeleri Efes dedir.Yani harabeler şu anki yaşanan şehrin dışında bir yerlerde ören yerleri dediğimiz çeşitli ücretler ödeyerek girdiğimiz alanlardadır. Oysa burada şehrin göbeğinde ve ulu orta herkesin göreceği bir yerde. Yani kısaca İstanbul’un taşı toprağı altın ya Roma nın da taşı toprağı tarihi kalıntı…..

 

 

     Benim esas hayran kaldığım şey ise toprağı hafif eşeleyince altından tarih çıkan bir şehrin altına nasıl olup da işlevi gayet de yerinde olan bir metro yapabilmiş olmaları. Bu Romalılar akıllı adamlarmış. Bizim ödümüz kopuyor ki taşı toprağı altın ya kazıp metro yaparsak altını çalıp zengin olur birileri maazallah. 

  

      Colessıum un hala kazı ve restorasyonu devam ediyor. Yine bence en güzeli, hayat hızla akıp giderken tarihin bütün bu karmaşanın ortasında olabildiğince dingin bir şekilde  dimdik ayakta kalabilmesi. Bu görsel şölen karşısında büyülenmemek için ruhsuz olmanız gerekli.

   

     Roma ya gelip de pizza ve dondurma yememek olmazdı. Kısa zaman zarfında çok fazla seçeneğimiz olmadığı için hazır satılan sanayi usulü tepsilerde özensiz yapılan pizzaları yemekten   keyif almasak da dondurması gayet lezzetliydi. 

    

      Klasik bir meydan Novano Meydanı ve filmlerden görmeye alışık olduğumuz kafelerin sokağa taşmış masaları. Benimse en çok hoşuma giden balkonları  renkli çiçeklerle dolu olan bu pembe bina…

   

    Burası Pantheon . İ.Ö 27 de  yapılmış bir  tapınak. Roma dininde en büyük tanrıları yüceltmek için yapılmış ama aslında kimse burada nasıl ibadet edildiğini bilmiyormuş.  Görkemli girişi ve benzersiz kubbesi ile muhteşem bir yer. 

 

 

    Roma sokakları….. İnsanların neden burada çoğunlukla Mini Cooper, Smart ve Vespa kullandıklarını bu sokaklarda yürüyünce anlaşılıyor.

 

   İspanyol Merdivenleri….Buraya neden bu ismin verildiği ile ilgili en ufak bir fikrim yok. Gezimizdeki amaç kısıtlı vaktimize ne kadar çok kare sığdırabilmek olduğu için yıldırım hızı ile bu meydandan geçerek bir başka meydana doğru hızlı adımlarla koşarken buranın tarihi ile ilgili bir doküman okumaya maalesef fırsat bulamadık.  

 

   Kabul edin artık fotoğrafçılık konusundaki doğal yeteneğimi. Objektifim karşısında kimse poz vermekten kendini alamıyor J Her zaman resimlemekten büyük keyif aldığım modelim Burcu yerine bu sefer  Beyhan Roma sokaklarında  bana modellik yapıyor.

 

  Bayılırım meydanlarda yere oturmaya. Bana taşın sıcaklığını ve oraya ait olma hissini verir. Popolo Meydanında yere oturmamız ise yorgunluğumuzun ilk sinyalini veriyor.

 

 

    Vaktimiz bitmek üzere iken son bir hamle ile metroyla Vatikan’a gidip orayı da fotoğraflayabileceğimizi düşündük. Bize bunu hissettiren gezme aşkımız ve azmimiz oldu. Fakat metrodan çıktığımız anda küçük bir hesap hatası ile karşı karşıya olduğumuzu gördük. Metrodan sonra yürünecek epey bir yol olduğuydu bize bu duyguyu hissettiren. Son olarak hatırladığım şey yürüyerek oraya yetişmemizin mümkün olmadığı ve Beyhan’ın ‘Hadi koşalım’ demesiydi. O heyecanla Vatikan a doğru koşan iki kişiyi görenler bizimle ilgili ne düşündüler bilemiyorum ama benim nefesim kesilince oraya varıp tekrar geri dönüp trene yetişmemizin imkânsız olduğunu anlayıverdim. Ve o noktada son kare yi çekerek Roma gezimize bir son verdik. Yolun sonu Vatikan , artık orayı da görmek bir daha ki sefere ……………

 

 

Yorum Yaz